Hatıra Cola Şişeleri

Güneş doğmuştu artık bizim kızın yüzüne hayalleri , hayatı tam da istediği düzene girmiş. Yeni işi , yeni arkadaşları olmuş. Neredeyse tüm iş yerindekiler yaşıtıymış üç aşağı beş yukarı..
Burada çok eğleneceğini düşünmüş. Herkes espirili hayata güzel yerlerden bakan insanlarmış. Zaman su gibi akıp geçiyormuş. Yeni iş yerinin sorunları olmuş geçmişte ama bir şekilde atlatmışlar diye düşünmüş bizim kız ama zamanla aslında atlatmadıklarını anlamaya başlayacakmış..
O başladıktan kısa bir süre sonra biri ayrılmış ama yeri dolacaktı muhtemelen diye düşünmüş. Zaman su gibi akıp geçiyormuş , bizim kız işe de arkadaşlarına da iyice alışmışken birden şirkette bir uğultu başlamış ve sonrasında uzun bir sessizlik…
İşte her güneş doğduğunda mutlaka batacağını bilerek yaşamalıydı ama yine hayalleri , heyecanı fazla gelmiş ve unutmuş bizim kız iş hayatını.. İnsanlara çabuk alışmış iş yerinde olduğunu unutmuş. Şirket birden küçülme kararı almış. Önce genel müdür çantasını alıp gitmiş sonra satışın başına daha yeni gelmiş olanlar.. O gün o kadarın yeteceğini düşünmüşler ki akşama kadar bir daha ses çıkmamış kimseden..
Ertesi cuma insan kaynaklarına ilk giden ile başlamış her şey işte o zaman anlamış tüm şirket bu bir iki kişi ile bitmeyecek.. Hep son gelenler gidermiş bizim kız bir önceki tecrübesini hatırlamış anında acaba yine mi her şey bir anda bitecek diye düşünmüş. O cuma daha hiç tanışmadığı ya da az muhabbeti olan insanlar ayrılmış şirketten. Bu bizim kızı düşündürmüş ama çok üzmemiş. Ertesi cuma tam da herkesin keyfi yerindeyken birden birilerini insan kaynakları çağırmaya başlamış işte o an bu cumanın da bitmeyeceğini anlamışlar.. Şirketin hiç bir şey demeden her cuma birilerini çıkartıyor olması hem kızdırmış hem üzmüş bizim kızı. Burada da insanlara değer verilmediğini düşünmeye başlamış. Hemen etrafına öz geçmişini göndermeye başlamış. En yakın oldukları çağılmasın diye dua etmeye başlamış çünkü tam da alışmışken tam da kendini adapte etmişken bir şeylerin bitmesi bizim kızı fazlasıyla üzermiş.
Ertesi hafta ekiplerden ikisine kendi içlerinden birilerini seçmeleri istenmiş. Muhtemelen kendi ekibinden o gidecekmiş ama kimse ona belli etmek istememiş. Bu arada ekipten biri iyi bir yerden iş bulmuş ve hemen oraya başlamış. Kalmışlar iki seçenek bizim kız gideceğine kendini alıştırırken diğer arkadaşı ben zaten iş arıyorum gideceğim madem tazminatım yanmasın beni çıkartın demiş. Bu sayede bizim kızın kalacağı kesinleşmiş. İşte bu arada işten çıkartmalar bitmiş. Sadece arkadaşlarının olduğu ekipten kimse gitmemiş. Aradan zaman geçiyor ama hareketlilik olmuyormuş. Herkes biliyormuş ki o ekipten de biri gidecekmiş ama kim olur nasıl olur diye düşünürken bir gün bir anda en sevdiğini odaya çağırmışlar. Bizim kızı oyalamışlar görmesin başlamasın ağlamaya diye çünkü kimse giderken bu kadar ağlamayacakmış.. Bizim kız görmüş o beraber kahve içip fal baktıkları delidolu kızın elinde bir kağıtla insan kaynaklarından çıktığını o an sersemlemiş ama peşinden onu en çok güldüren çocuğunda gittiğini görünce gözleri dolmuş birden taşmış…
Vedalaşırken çok ağlaşmışlar, ayrılması uzun sürmüş, kız arkadaşı bizim kıza hazinesini emanet etmiş giderken değişik üfleme camdan Cola şişeleri.
Bizim kız hemen onları masasına dizmiş her gördüğünde o günler aklına gelsin diye.. Ayrılık zormuş ama giderken gülmüşler çünkü ayrılıklar olsa da gönüller bir olunca yüzden gülücükleri eksik olmuyormuş bu iki kızın.. Resim çekmişler kapıda birbirlerine iyi gelen bu iki deli , hatıralarına birini daha eklemişler..

İşte o gün ofise geri döndüğünde bu şirket artık toparlanmaz demiş içinden. Ekipten iki kişi tatildeyken diğer iki kişiyi işten çıkartmak o bölümde kimseyi bırakmamak anca bu işi bilmeyenlerin işidir diye düşünmüş.

Çalıştığı yerde böyle bir hatanın yapılmasından sonra zaten çok bir başarı beklemesinin hata olacağını o da biliyormuş. O gün işten çıkarmaların sonuymuş.. Ama bir çöküşün de başlangıcıymış..

Güneş doğduğu gibi batacakmış…