Kendini Tanımak

Kadınlar olarak dünya üzerindeki bir sürü türden biriyiz bana göre ama incelenmesi gereken bir türüz.Ama öyle genel geçer yargılarla değil tek tek incelenmesi gerekiyor. Hayatta yaşadıkları pek çok kadına aynı gibi gelse de hepsinde farklı izler bırakıyor. Kadınlar başta “kendini tanımak”için çalışmalılar bence.

Ben kendimle ilgili bazı şeyleri zaman zaman fark edip kendimce farkındalık yaşıyorum. Bu farkındalık bazen insanlara farklı yansıyor ya da şey mi demeli herkes kendince yorumluyor. Çünkü insan önce kendi değerlerine göre yorumluyor kişiyi hep otobiografik dinleme yapıyor, ne zaman ki o kişiyi tanımak istiyor işte o zaman empatik dinlemeye ve tanımaya başlıyor.

Ben kendi hayatımı kolaylaştırmak için bunu yapmaya çalıştım. Herkes benim çalışkan olduğumu zanneder aslında ben tembelimdir. Tembelim dediysem öyle düşündüğünüz gibi değil… Bence tembel olduğum için bu kadar programlı yaşıyorum. Sınava 1 hafta önceden çalışmaya yavaş yavaş başlarım ki son dakikaya gelince sıkışmamak kendimi daraltmamak için yani rahatlığımdan ödün vermemek için. Mesela asla ders çalışmak için sabahlamam ya da uykum olduğu halde ders çalışmam çünkü bunu kendime yaşatmamak için 1 hafta önceden notlarımın çıktısını alırım, her gün azar azar yazar canımı sıkmadan anlamaya çalışırım, son gün ezberlenecek şeyler varsa onları bırakırım zaten 1 hafta boyunca o kağıtlar elimde döndüğünden artık çalışmış da olurum. Ders çalışmayı sevdiğim söylenemez ama ders dinlemeyi o an anlatılanlarla bağ kurup kendi hafızam da yer etmesi için özel önem harcadığımı da inkar edemem yoksa bu kadar okumayı, okullu olmayı sevmezdim ya da bu kadar diploma alamazdım yarı yolda kalırdım. Ya Apple hikayesini dinlerken ya da Microsoft hikayesini dinlerken duymuştum “Ben tembellerle çalışmak isterim. Nasıl olsa o işin kolay yolunu bulurlar.” demiş. Bence de o kadar haklı ki daha fazla emek sarf etmemek için o işin kolay yolu olup olmadığına bakarım önce düşünürüm daha kısa yolla nasıl yaparım diye. Bu sebepten midir bilinmez 4 yıldır çalışıyorum ama daha mesaiye belki 1 gün belki 2 gün kaldım 🙂

Aslında bunların hepsi kendimi iyi tanımamdan geçiyor.Kendimi biliyorum kötü huylarım olduğu kadar iyi huylarım da var. Ezberlemeyi sevmediğim kadar bağ kurmayı seviyorum. Kendi başıma yapmayı sevdiğim kadar bir omuzda ağlamayı seviyorum. Anne babamın engelli olası beni ne kadar yaralıyorsa o kadar dik durdum hayatta ama gün gelip kendi kedime yaralarımı sarmayı beceremediğimde durmayı da bildim.Kendi kendime çocukluğumdan beri edindiğim bir huyum vardır mesela her sabah sanki ilk gün gibi uyanırım düne ait tek bir şey olmaz kafamda baştan yaşarım. Hata yaptım çok hata yaptım hem de ama kendi kendime ayağa da kalktım. Gizlediklerim oldu kağıtlara yazıp yazıp yırttım sonra.. Kızdıklarım oldu, gönül koyduklarım hatta ah ettiğim de oldu hepsini yazdım kağıtlara kim bilir kaç defter karaladım. Toparlasak belki kitap olurdu ama hepsini Eskişehir den dönerken yırttım attım. Sevdiğim şeyleri aldım yanıma biriktirdiğim güzel anıları topladım. Ev arkadaşımla birbirimize yazdığımız notları aldım yanıma, duvardaki şiirlerimi, hediye oyuncaklarımı aldım. Kötü anılar, kötü dostluklar hepsi ama hepsi geride kaldı.. Şimdi sorsanız çoğunu hatırlamam kendi kara deliğime attım onları.

Şimdi de biriyle kavga edeyim en fazla o gün benim için olmadı akşama yazarım bir mektup dökerim içimdekileri sonra koyarım bir kenara olur da bir gün elime geçerse eskiler şöyle bir göz atarım gereksizmiş der yırtar çöpe atarım çünkü onun kağıt olarak bile yaşamaya hakkı yok benim için. Kötüyse yeri ya karanlıktır ya da çöp..

Kendi üstünlüklerini bildiği kadar zayıflıklarını da bilmeli insan. Zaten zayıflıklarını bildiğin kadar güçlüsün çünkü biri o zayıflığını kullandığında nasıl dik durabileceğini görürsün. Dik durmak zorundaysan tabi ki.

Eskiden hep dik durmam gerektiğine inanırdım. Ailem üzülmesin dik dur, Kimseye zayıflığını gösterme dik dur. Kimseye bağlı olma dik dur. Ama bir gün koca yürekli bir adam beni öyle sevdi hatalarımla, kötü dediğim huylarımla falan baktım ki artık şeffafım onun yanında, desteğiyle artık dışarıya dik ama evime geldiğimde çok daha rahat kendimi ifade edebiliyorum. İnanın insanın dışarıda gezdiği kalkanlarını bir kenara bırakması çok güzel bir duygu, öncelikle hafifliyorsunuz. Sonra gevşeyip hayattan tad almaya başlıyorsunuz.

Kalkanlarınızı önce kendinize karşı indirin, sonra kendinizi anlayın, kendinizi öğrenin, sabah erken kalkmak mı zor akşamdan kıyafet hazırlamak mı? ona göre yapın seçiminizi.. Bir yerden başlayın bence….