İlişkiler İle Hayat

Bu akşam nedense ilişkiler konusunda hiç yazmadığı fark ettim. Dedim ki bu gün tam da günü..

Daha 26 yaşında olmama rağmen çok insan tanıma fırsatım oldu. Belki bir şehirde yalnız yaşamamdan belki mizacımdan kaynaklı bilmiyorum ama insanları tanımayı onları uzaktan izlemeyi seviyorum. Ailemde engelliler olduğu için dudak okumayı kendi kendime baya baya çözdüm çocukken hala daha kullanırım ara sıra kimse fark etmeden bakarım. İnsan tanımak benim için hep bir zevk oldu ama şunu fark ettim ki ben birkaç şehir ile sınırlı kalmışım. Gözümü yurt dışına dikeli baya oldu ama yine de daha gitmek nasip olmadı.Bizim insanımız mimikleriyle çok şey anlatır aslında tabi fark edebilene..

Gençken diyeceğim ama hala genç olduğum düşünülünce doğru bir kelime olmayacak. Bundan birkaç yıl öncesine kadar bu kadar uslu bir kız değildim. Erkek arkadaşımla eskiden arkadaş olduğumdan bizim aramızdaki ilişki daha ilk başlarken çok zorlansa da zamanla ikimizde orta yolu bulup anlaşmaya başladık. İkimizde birbirimizin çok detaylı olmasa da geçmişte neler yaşadığını biliyoruz. Ben ailemden sıkılıp nasıl Eskişehir’e kaçtıysam o da bir ara sıkılıp Fas’a kaçmış. Yani anlayacağız ben deli o benden deli 🙂 Şimdi hem arkadaşız, hem dost, hem ebeveyn, hem de sevgili. Aslında öyle acayip oldu ki her şey biz bile bazen düşündük “Nasıl ya cidden oldu mu?”diye.

Onun ile ilgili bir şeyi burada anlatmak bana düşmez. Belki bir gün müsait olur da vakit ayırırsa bir yazısını burada paylaşmayı ben de çok istiyorum çünkü fark edeceksiniz ki biz aslında ortak bir yörüngeye girebilmiş iki ayrı dünyayız. Mesela en küçük örnek benim için giyim önemliyken onun için önemsizdir. Bunun gibi daha bir sürü şey var ama bize şunu kazandırdı benim eksiklerim onda, onun eksikleri bende tamamlanıyor. Astrolojik olarak bakarsanız asla bir araya gelemeyecek iki burç derler ama biz onun bile bir yolunu bulduk.. Aslında düşününce asıl sebepler çıkıyor ortaya çünkü o da benden önce o kadar çok şey deneyimledi ki artık istediklerini biliyordu ve doymuştu.Başkaları gibi sevgisini tüketmek yerine çoğaltmayı seçti. Eskiden var olan alışkanlıklarını değiştirmekten korkmadı çünkü onları yeteri kadar kullanmıştı ve artık olmasa da içinde kalmayacaktı. Kendisi ne kadar başka sebepler söylese de ben onun sigarayı benim için bıraktığını ağzından bir kere duydum. Ben de onun için başka alışkanlıklarımdan vazgeçtim çünkü artık doyum noktama gelmiştim olsa faydası da zararı da olmayacaktı benim için. Zaten bir düzen kurmaya çalışıyorsa iki kişi ikisinin de fedakarlık yapması şarttı.

Başka bir örnek daha ben dünyanın en önemli kişisi de söylese asla kendim deneyimlemeden inanmam. İlla kendim gidip onu yapacağım kötüyse de kendim görüp düşeceğim çünkü biliyorum düşersem kalkarım, kalktığımda yanımda mutlaka biri olur. Ama o öyle değil baştan her şeyi düşünmek istiyor akıllıca gelirse vazgeçebiliyor.

Bir şey satın alırken de tam tersi ben 3 kişiye sorarım almadan ama o beğendiyse alır. Hayatta para ile alınabilecek ya da yapılabilecek hiçbir şey için kendini üzmez. Alır olmadı, kayboldu, kırıldı, zarar gördü hiç önemsemez. Ben mi telefonun ekranını kırdım diye ağlarım 🙂

Onunla beni anlatmaya bir yazı nasıl olsa yetmeyecek ben burada kesiyim de kimse sıkılmasın.

Bu kadar şeyi neden mi anlattım aslında bizi anlatıp sonuca bakabilmek için; iki insanın ilişkisi neyse aslında herkes ile ilişkimizde öyle karşındakine değer verdiğin kadar anlamaya çalışırsın, anlamaya çalıştığın kadar doğru bir ilişki kurabilirsin. Ama her şeyden önce insanların bazı doyum noktalarına gelmeden onlardan ayrılıyor olması bu gün tüm ilişkilerin sorun noktası. Kimi giyimine karışıyor, kimi arkadaşlarına, kimi işine ama bunlardan vazgeçebilmesi için kişinin o zamana gelene kadar o doyum noktasına gelmiş olması gerekiyor yoksa kavgalar, gürültüler eksik olmuyor. Bu gün tam da denk geldi bu konu ben de hazır yazabileceğim yer var dilediğimce yazdım…