Ayvalık Hikayesi

Ayvalık Hikayesi

Klasik Ayvalık hikayelerinden birini anlatmayacağım tabii ki . Ayvalık’ın meşhur birkaç hikayesini her yerde bulabilirsiniz. Rüzgar şehrinin gerçek bir hikayesinden bahsedeceğim kısacık..

Zamanın bir vaktinde mübadele olmuş. Türkiye ile Yunanistan arasında. Bu mübadeleden benim payıma da babaannem düşmüş. Kendisi ile çok benzer yanlarımız olduğu söylenir. O da benim gibi biraz aksi bir hanımmış. Aksiliğinin altında yatan sebepleri hikayesini anlattığımda zaten anlayacaksınız…

Bir MİDİLLİ hikayesi bizim evde olan. Yaşamış göçmüş kocaman bir kadının hikayesi… Ayvalıkta gençliğinin en güzel yıllarını geçirmiş. Çocuklarıyla elinden geldiğince ilgilenmiş bir kadının hikayesi. Hayatı ata binerek kocaman adayı gezerek geçen genç kız bir gün adasını zorla bırakmak durumunda kalır. Geldiği yeri ne kadar özleyecwğini düşünerek biner bir motora ve karşı kıyıya geçer. Ayvalık.. Şimdi ne kadar çok sevilse de yazları kalabalık ama kışları bomboş bir kasabadır o zamanlar. Yerinden yurdundan olmuş bu insanlara yerler verilse de ada dan ana karaya geçmek zordur onlar için. Şimdi ki gibi değil tabi herşey bundan belki 80 sene öncesi…

Geldikten kosa bir süre sonra evlenir bizim kız. Evlendiği adam bilinen bir ailenin oğludur. İnşaatla uğraşıp, zamanı geldikçe de bağ bahçe işleriyle uğraşırlar. Yokluk zamanları gelir çatar 7 çocuk az değil. 3 tanesi işitme engelli, bu engelli çocuklardan 2 si yaramaz mı yaramaz 2 erkek çocuğu.. Zaman akar gider ablalar çocuklara bakmaya çalışır ama zaman 1950 ler olunca onlarla anlaşmak o kadar zor olur ki. Laf anlatamazsın, dinlemezler..
O kadın için herkesin çok sevdiği o şehir aslında başka bir yüzünü göstermiştir.

Ayvalık benim için de çok farklıdır evet memleketim, kan çekiyor ama bir yandan da daha o zeytin ağaçlarını gördüğümde huzur bulduğum bir yer orası..

Bu şehir öyle bir şey bırakır ki insana farklı olur her giden, sevgliliye duyulan hasreti anar içinde..Havasını aldın mı bir kerecik içine, hele de varsa yanında çayınla sakızlı kurabiyen oturmuşsan sahilde bir kafeye…. Öyle yaşlı görüp aldanma ihtiyarlarına delikanlı dediğini cebinden çıkarır..:) Bir gün bir amca ile karşılaştığımda şunu demişti “Öleceksem eğer, varsa başka bi diyar, benim yerim cehennem. Artistler şarkıcılar orda olur. Ben oraya gideyim.” Çapkındır hemde ne çapkın 7 sinde de 77 sinde de. Hem kadın hem erkeği bilir hoşsohpeti buldumu rakıyla mezesini ..

Güzel şehirdir bizim orası yaşaya bilene..