Masal Devam Ediyor

Masal Devam Ediyor

Masal’a kaldığımız yerden devam…

Bizim saf temiz daha dünyayı tanımayan kızın Eskişehir sayfası açılmış. İlk yarı yıl çok zor olmuş her gün ağlıyormuş. Gittiği üçüncü gün İstanbul ‘a evine geri dönmüş ilk defa yalnız yolculuk yapacakmış değişik hisler içinde binmiş trene. Geldiği kısa hafta sonu bitivermiş hemen dönüş için toparlanmış. Kalmak çok daha zormuş onun için ağlayarak trene binip 4 saat durmadan sessizce trende Eskişehir’e gelmiş.

Şansı yaver gitmiş sınıfını sevmiş yine. Ev arkadaşı olan 2 kızdan biri Hataylıymış yemekleri, kültürleri hep farklı gelmiş bizimkine ama sevmiş onu başka bir bakış açısı görmüş hoşuna da gitmiş. Onu olduğu gibi kabul etmiş kalbini açmış her şeyini paylaşmış diğer arkadaşı ise nazlı kırılgan bir kızmış. Ankara da yaşayan annesi ve yurt dışında bir abisi varmış. Babasından bahsetmeyince bizim kız annesinin ve babasının ayrı olduğunu anlamış ve susmuş.Biraz ağırkanlı fakat iyi biriymiş sonunda annesi dayanamamış evini bozup kızı için Eskişehir’e taşınmış çünkü tek bağı varmış hayatta oda kızıymış.

Asıl zor dönem bundan sonra başlamış bizim nazlı kız taşınınca yerine Zonguldak’tan Açıköğretim okuyan bir kız gelmiş. Başta anlamasa da aynı evi paylaşacağı için sevmiş onu da kabullenmiş olduğu gibi. Kabul etmiş ama Açıköğretim için evinden ayrılmak bizimkine saçma gelmiş söylememi. Zaman akıp gidiyormuş. Bu kızda olmayan bir şeyler varmış sonunda kıyamet kopmuş bizimki etrafındakilerin gerçek yüzünü görmüş okulun son 1-2 ayı zor geçmiş bir ara sinir ilaçları almış. Kimseye bir şey söylemeden odasını değiştirmek istemiş. Başka bir katta başka iki kızla kalacakmış artık neyse ki bu iki Bursalı arkadaşın aralarına almaları uzun sürmemiş, anlaşmış onlarla,okulun son senesine kadar o evde kalmışlar üç kız son sene o evden bir arkadaşıyla okula yakın bir yere taşınmışlar. Bu zamana içerisinde bu kızlarla da tartışmalar yaşanmamış mı tabii ki yaşanmış ama eskisi gibi gelmemiş çünkü bizimki ilk yıl pişmiş tedbirliymiş artık hayata ve insanlara karşı.

İkinci yıl okuldaki yakın sandığı arkadaşlarından yemiş kazığı sonra yeni arkadaşlar edinmeye başlamış edinğindiği diğer arkadaşlarına da alışmış zamanla. Hayatı öğrenmeye başlamış bizim kız. Üçüncü yılı da zor geçmiş çünkü bu sefer hayatındaki en büyük varlığı can damarı hep hastaymış hiç iyileşmiyormuş. Yazın tüm sebepleri ortaya çıkmış. 2011 yılı bizimkine çok kötü gelmiş özellikle yazın 3 ay geçmeyecek gibi gelmiş ama hayatta ne geçmiyor o da geçmiş önce o dik durmuş ki ailesi de onu iyi görüp daha iyi olsun diye. Hayatın getirdikleri onu hırçınlaştırmış.Biraz sinirli yapmış ama bu arada arkadaşları onu hiç yalnız bırakmamış bu dönemi atlatmasına yardım etmişler bizim kız başarıyla geçmiş bu zorlu sınavı da Eylül gelmiş çatmış doğum günü hatırlayan bir sürü arkadaşı olmuş bizimkinin bir lafı varmış herkese söylediği “Eğer bir insanı seviyorsan onun için yapabileceğin en güzel şey onun doğduğu günü kutlamak , onun yanında olup ona iyi ki demektir” bunu yapan tek kişi olmuş o gün bir tek kişi bizimkine dışarı çıkmayı teklif etmiş. Tatilini bitirip doğum gününde evinde olmuş.
Artık tatil yapmış,yüzmüş ve nasılsa tüm hastalıklar sonuçlanmış olduğundan içi rahat olmasa da gitmiş yine okuluna bir yarı yılı daha bitirip dönmüş. Önünde bir yarı yıl daha varmış tatilin iyi değerlendirmeliymiş ki ilk önce geldiği gibi rakı balık için Sarıyer’e gitmişarkadaşının doğum gününe. Bizim Ege’ li cadı rakıyı da sek severmiş. Öyle kolay kolay da devrilmezmiş. Bir dönem keman eğitimi aldığı için de söylemeyi de becerirmiş. Söyleyip eğlenmiş o gece de. Ertesi gün ilkokul arkadaşları ile buluşacağından hemen duş alıp yatmış geç kalma ihtimali yokmuş. Arkadaşları ile buluşmak eskileri hatırlamak iyi gelmiş ona bağları kuvvetlenmiş yaşadığı şehirle. O gün çekilen resimleri pek sevmiş. Kendini güvende hissettiği yüzünden okunuyormuş.

Bu arada hayatına renk katan biri varmış. Ona çocukluğunda masal anlatan telefon kadar yakınmış hep güzel hikayeler masallar anlatan ama bu sefer kanlı canlı biri hem de bizim cadıyı cadı olmasını bile bile seven biri varmış.Kocaman yürekli ve sevecen adamı tanımak istiyor muş bizim kız. Bizim kızın okulu ve ailesine ayrılması gereken zaman yüzünden ve çocuğun işleri yüzünden çok fazla görüşemiyorlarmış. Kızın aklına bir fikir gelmiş madem masal yazmakta usta bu çocuk kendi masalını yaz demiş.Yaz ki seni tanıyayım demiş. Çocuk oturup uzun uzun bir masal yazmış ona daha sonra kızın aklına da madem yazmayı seviyorum ben de ona hikayemi anlatayım demiş ve uzun uzun bir mektup yazmış. İkisi de hayatlarının geçmiş kısımlarını birbirlerine kısaca anlatmışlar.

Çocuk bizim kızı sevmeye başlamış onu üzmek istemediğinden midir bilinmez ona bir soru sormuş “Seni en çok ne üzer” demiş. Kız düşünmüş ama bir türlü bulamamış çünkü kız üzüntüleri hatırlamak istemezmiş geçmişi geçmişte bırakıp silermiş. Aslında bizim kızın en önemli silahıymış bu hayatında kötü olan şeyleri silmek çünkü hatırlamak ona iyi gelmiyorsa silmeliymiş. Etrafında gereksiz hiç birşeyi sevemediği gibi işe yaramayan tüm anılarını da atarmış. Ama onunda unutamadıkları varmış gönlüne yer eden unutması zor olan anılar… Özellikle üzenleri düşünmeye başlamış ve şu satırları yazmış “Çocukken en çok oyuncaklarımla zaman geçirirdim. Onlara isimler verir hikayeler yazardım hayatlarıyla ilgili. Mesela bir palyaçom vardı çok uzak diyarlardan gelmiş özel bir palyaçoydu ne zaman üzülsem beni güldürmek için gönderilmişti. Bu palyaçoya biri zarar verdiğini de oturup ağlardım. Onu kimse yere bile fırlatıp atamazdı. Birde lahana bebeğim vardı onun gibi saçlarım pembe olsun isterdim. O benim sırdaşımdı. Hatalarımı, kimsenin bilmediği yaramazlıklarımı ona anlatırdım ama abimler çekiştirirken boynundan kopartmışlardi o zaman hiçbir şey beni bu kadar üzemez diye düşünmüştüm o zaman kahramanım ablam hemen onu dikmiş ve o zaman ameliyat ettim demişti bebeğimi geri almıştım ” demiş. Daha sonra üzüldüğü zamanları hatırladığı kadarıyla anlatmış. Böylece hem masalcı çocuk bizim kızı tanımaya başlamış hem de bizim kız hayatında yer eden şeyler hatırlamış…

3748_buyuk