Masal Başlıyor

Masal bu ya bir gün annenin biri erkenden uyanmış kahvaltıyı hazırlamış. Eşini, çocuklarını işe yollamış bu sürede okula gidecek olan çocukların toparlıyormuş.
Günlerden Cuma işte birikmiş evde. Saat 11:00 gibi birden sancısı tutmuş. Hemen büyük ablayı aramış çocuklar “ne yapalım”diye.Abla hemen taksiye binip Eyüp Hastanesi’ne gidin demiş. O zaman evleri Çeltik’te askeriyenin karşısındaymış.
Neyse gitmişler bunlar ama doğumhane de yer yokmuş abla da yetişmiş tabi.
İstenmeyen bebek doğmak için acele ediyormuş. Mecburen taksiye binip ilk akla gelen doğum evine gidilmiş. Bebek acele edip duruyormuş. Neyse ki sonunda doğumhaneye almışlar anneyi. Cuma ezanı okunuvermiş ki kapı açılıp sadece kırmızı dudakları olan saçsız küçük bir bebek gelmiş.
Bebeği eve götürmüşler gözlerini açsa da pek belli olmuyormuş yaramazın çünkü çekik gözlüymüş gülünce gözleri gözükmüyormuş.

Gel zaman git zaman bebeğin annesine miras kalmış ve yeni bir ev almaya karar vermişler. Bebek daha küçükken taşınmışlar yeni mahalleye. Bu yeni mahallede çok çocuk yokmuş o zamanlar. Zaman su gibi akıp geçerken bu bebek sevimli bir yaramaz halini almış.  Ufak tefek ve bilmiş bu kız bütün mahallenin maskotu olmuş. Herkes onu çok sevmiş. Bizim istenmeyen bebeği artık kimse yanından ayıramıyormuş. Anne öğlenleri yaramazı uyutup kendi de uyuyormuş ama yaramaz işte işi çözmüş. Yorganı kafasına kadar örtüp uyuma numarası yaparmış.
Anne uyuduğu anda pencerenin altından kaçıverirmiş.Saatin çubuklarının yeri geldi mi diye de arada eve girip kontrol edermiş çünkü anne hep 2 saat uyuyormuş. Bizim ufaklık da çözmüş yerine gelene kadar sokakta oynar sonra hiçbir şey olmamış gibi yatağa girermiş annesi kalkınca da biraz bekleyip yeni uyanmış numarası yaparmış bazen de sokağa çıkmaz masal hattını ararmış telefondan tabi bu aramalar uzun sürermiş. Fatura geldiğinde itiraf etmek zorunda kalmış bizim küçük yaramaz. Anlaşılacağı gibi biraz akıllıymış,dokuz aylıkken yürüyüp konuşmaya başladığı yetmezmiş gibi 1-2 yaşlarında rakamları öğrenmiş. Rakamlara bakarak ablasının iş yerini ararmış konuşmak için. Ararmış çünkü derdi varmış bütün gün evde konuşacak kimsesi yokmuş oyuncaklarını kimseye vermez çünkü onlar onun oyuncakları değil kurduğu hayal dünyalarında arkadaşlarıymış ne yaparsa anlatırmış oyuncaklarına.
Gel zaman git zaman bizim yaramaz yazmak istemiş konuşamıyor ya yazacak hanımefendi ilkokula başlayana kadar onlarca defter karalamış ama aile de sabırlı davranmış yazdıkların okunmuyor dememişler hiç ona. O da hep yazmış.

Küçük kızı her gün başka bir evden topluyormuş küçük ablası. Bilmiş ve tatlıymış ki mahalledeki herkes onu evine çağırmış. Bizimki de oyun oynayacak ve konuşacak diye gidermiş bu arada o evlerde uslu durmak yok yaramazlıklarını sürdürürmüş.

Bizimkinin iki ablası üç abisi varmış akşamları hep evde şenlik olurmuş.
Oyunlar oynanır herkesin tepesine çıkarmış tabi üç tane abi biraz hırpalayarak severmiş ufaklığı. Bu yüzden de ufaklık vakit buldukça teyzesine, halasına kaçarmış.
İslambey’de oturan halasını da Bayrampaşa’da ki teyzesini de çok severmiş çünkü onlarda onunla çocuk olur oyun oynarmış. Bayrampaşa’ya gittiğinde teyzesi ve bebeklerine kıyafet yastık yorgan dikermiş. Oralarda triko atölyeleri çokmuş o zaman. Bir gün bezden bebek  yapmış teyzesi ona başta şaşırmış ama çok sevmiş onu.Bir keresinde teyzesinde 1 hafta kalmış ama dönüş yolunda daha eve gitmek istemediğini anlamış ve teyzesini ikna edip eve geri dönmüşler.

İslambeydeki halası ise park dönüşü gidip kalabildiği bir yermiş onun için ulaşması daha kolay olan. Bazen de abilerinin hırpalamasından kaçarmış. Bir poşete doldurup eşyalarını halasında gider kalırmış. Halasının hep hatırladığı bir lafı varmış. “Ohh kemiklerim dinlendi” . Hala bunu hala unutamamış.

 Gel zaman git zaman bizim yazmayı seven kızımızın okul dönemi gelmiş çatmış. Okula gideceği için çok sevinçliymiş.
Bütün gösteri ve müsamerelerinde oynarmış hatta o dönem bazı veliler buna isyan bile etmişler ama bizim kızın ezberi çok kuvvetli ve özgüveni de çok fazlaymış.Sınıfını okulunu arkadaşlarını çok severmiş. İlk karne hediyesi mor bir bisiklet olmuş. Düşmekten korkan cadı önce dört tekerlekle öğrenmeye çalışmış. Öğrenmesi aile için pek iyi olmamış ama bisikleti kendinden büyük olduğu için taşıyamıyormış. Annesi sokağa çıkartıyor akşam eve gelen ilk kişiye de tekrar eve götürüyorlarmış.

Ortaokulu yine aynı okulda güzel derecelerle bitirmiş. Lise sınavları vakti gelmiş bizim kız anadolu lisesi hayali kurarmış ama olmamış. Süper lise meşhurmuş o dönem ama notu yüksek olmasına rağmen ilk tercihlerinde açıkta kalmış ama aslında iyi de olmuş aynı sınıftaki iki arkadaşı aynı okulu kazandı diye onların okulunu yazmış ve hemen alınmış. Güzel bir lise hayatı olmuş. Orada ki arkadaşlarını çok sevmiş sınıf çok fazla muhalefet olduğu için Avukat lakabını takmış ki zaten bizim kız avukat olmak istiyormuş. Temsilci olmuş okulda münazaralara katılmış. Yeri gelmiş sınıftaki yaramaz erkek tayfasını müdürün elinden almış, yeri gelmiş sınıfın notları ve sınavı ile ilgili müdürle görüşmüş, okulda bir çok kimseye tanınmayan ayrıcalıklar bu kız sayesinde sınıfa tanınır olmuş son yıl bütün arkadaşları ya Şişli ya Taksim ya da Beşiktaşta dersaneye gidince bizim kız düşünmüş eğer üniversite istiyorsa çalışmalı ve bu da oralarda imkansızmış çünkü okuldaki makara devam edecek ve çalışamayacakmış o yüzden Kadıköy’e kayıt olmuş. Bir sene boyunca boş bulduğu her vakitte ve tabii ki hafta sonu Kadıköy’e geçmiş. Zevkliymiş onun için çünkü denizle karşılaşıyormuş. Deniz bu kızın hayatında ki en büyük nimetmiş ona göre çünkü yorgunluğumu alıyor ve huzur veriyormuş. Bizim ki yüzdüğünde sanki omuzundaki bütün yüklerin gittiğini, başındaki bütün arzuların yüzerken kaybolduğunu hissediyormuş. Yüzmek ona iyi geliyormuş. Egeli cadı her yaz bir ay yüzüyor ve eğleniyormuş Ayvalıkta. Gel zaman git zaman dersanesi bitmiş sınav günü gelmiş bizim kız ablasına tek bir laf etmiş giderken ” ben elimden geleni fazlasıyla yaptım yapıyorum da sınavdan korkmuyorum sadece alacağım puanın sonrası beni korkutuyor” demiş çünkü bizim kızın son dönem küçük ablası evlenmiş ve bir çocuğu olduğu için olduğu için ders çalışırken ona bakıyormuş. İstanbul gibi bir yerde yaşadığı için de ailesi bu kızın üstüne titriyormuş. Tabi o yaşlarda bu titremeyi yanlış anlıyor ve asileşiyormuş. Kafasına o zamanlar il dışında okumayı koymuş dediğini de yapmış.


5 thoughts on “Masal Başlıyor”

  • 1
    Gülten on 01/03/2016

    Gözlerim doldu. Kıymetlim. İçimin hasretini dolduranım.

    • 2
      psonder on 07/04/2016

      Teşekkür ederim

  • 3
    Küçük Abla on 06/04/2016

    Yazdıklarını okumak çok içime dokunuyorr gerçek hikayeler ne kadar güzel harika bir sayfa takipçinim

    Küçük Ablaaaa 🙂

    • 4
      psonder on 07/04/2016

      Ağlamadığınız sürece sorun yok

Comments are closed.